BİYOLOJİK ÇAĞ’IN MESAJI :


“Fakirlik asla kader değildir!.. Asıl değişmeyenlerin kaderi fakirliktir!..”


        Dünya hızla sivilleşmeye doğru gidiyor. Klasik devletçilik anlayışı tarihin çöplüğüne atılıyor. Karakollar, hapishaneler, kışlalar ve diğer devlet kurumlarının yerine özel teşebbüs ile eğlence, kültür, sinema, spor, turizm, eğitim vs. merkezleri açılıyor. Dünya bir zihniyet değişikliği yaşıyor. Sol anlayıştan “Devleti Korumak” anlayışından, sağa yani “Bireysel Hakları Korumak” anlayışına geçiyor. 

        Bu düşünceyi ortaya koyan

PARETO ANALİZİ’ dir. PARETO % 20 – 80 İLKESİ demek istiyor ki : “İyi başlayan her şey iyi biter!.. kötü başlayan her şey kötü biter!.. “. Kötülüğün kökünü kazımak için ceza müesseseleri açabilirsiniz ama sadece insanların suç işlemesi için suç ortamı yaratmış olursunuz. Oysa insanları hobileriyle, meslekleriyle meşgul edecek müesseseler açarsanız insanların suç işlemesi için bir nedeni kalmayacaktır. Çünkü herkes işinde gücünde olacaktır. Toplumun çıkarına en iyi hizmet yapanlar, önce kendi çıkarına hizmet eden bireylerdir. Liberalizmin özünde de bu gerçek yatar.

        Devletçilik anlayışı sırtımızda bir kamburdur. Liberal anlayışının, kişisel girişimciliği öne çıkaran, üretkenliğe götüren bir süreç olduğu biliniyor. Peki, ülkemizde neden hala ulusalcılık prim yapıyor? Bize kalırsa devletin koltuğunu kapmış zümreler fildişi kulelerinde keyif çatarken, bu rahatlığının bozulmasını istemiyor. Ekmek elden su gölden misali mamasının elinden alınmasına içerliyor. Devletçilik zihniyetinde kimin eli, kimin cebinde belli olmadığı için neden fakirleştiğimizi bir türlü anlayamıyoruz. Oysa herkes özel teşebbüse, girişimciliğe yönlendirilirse, kim işi için alın teri dökmüşse, emeğinin karşılığını alabileceği düzen liberal ekonomidir. Doğal olarak özel teşebbüs kendi malını, mülkünü daha iyi koruyacaktır. Sosyal Devleti batıran rüşvetler de elbette sona erecektir.

        Liberal ekonomi, gerçek anlamda hayata geçtiğinde kimse kimsenin cebinden para aşıramayacak ve herkes alın terinin karşılığını hak ederek alacaktır. Özel teşebbüs ile bireyler malını korumasını da bilecektir. Liberal ekonomiyi savunup da iktidar koltuğuna oturunca liberal ekonomiyi unutanlara ne demeli? Herhalde koltuklarının rahatlığı her şeyi unutturuyor. Allah bize nisyanı yaşatmasın!.. Kim istemez ki işinden daha çok para kazanmasın, cebine daha çok para girmesin?.. Bir gün gelecek Türkiye’ deki her vatandaşın cebine günlük 100 $ para girecek!.. İşte o günler çok yakın!.. Herkes özel teşebbüse geçince, ülkemiz fırsatlar ülkesine dönüşecektir. Yani yeni bir iş fikri olan herkes, özel teşebbüse geçerek hayallerini bir bir gerçekleştirecektir.

        Yeni çağa BİYOLOJİK ÇAĞ’ a ayak uyduramayan işletmeler, dünyadan silinip tarihin çöplüğüne katılıyor. Değişimi yakalayan, BİYOLOJİK ÇAĞ’a öncülük yapanlar ülkeler ise dünyanın yeni efendisi oluyor. Değişimin özünde yatan “Ticaret Yolları “’ nın sürekli olarak değişmesidir. Geçmiş tarihe baktığımızda zenginleşmenin özünde yatan, o çağın ticaret yolunu kullanmak vardır. Kervan yolu, denizyolu, demiryolu, karayolu, havayolu, internet yolu derken BİYOLOJİK ÇAĞ’ da sinir yolu ile bütün bu ticaret yolları artık hükmünü yitirmiştir. Günümüzde hala TAŞ DEVRİ ÇAĞI, TARIM ÇAĞI, SANAYİ ÇAĞI, BİLGİ ÇAĞ,BİYOLOJİK ÇAĞ devrini yaşayan işletmeler ve toplumlar var.


       Yeni ticaret yolunun adı “SİNİR YOLU “’ dur. Dünyadaki değişimin özünde yatan, zenginleşmenin sırrının her yeni çağda değişmesidir. Zenginleşmenin sırrı TARIM ÇAĞI ‘nda ülkeleri ve madenlerini sömürerek topraklarını ele geçirmek varken (İmparatorluk Yönetimi), SANAYİ ÇAĞI’ nda fabrikalar kurarak ve sınırsız mal satarak global pazarlama ile sermayeye paraya hâkim olmak (Cumhuriyet Yönetimi), BİLGİ ÇAĞI’ nda internet ve iletişim desteği ile medya gücünü ele geçirerek bilgiye hâkim olmak (Yerel Yönetimler) vardı.

Acaba son yaşadığımız

        2023 krizi neyin nesidir? 2023 krizi sadece Türkiye’de yaşanmıyor, bütün dünyada yaşanıyor. Biten neydi? Biten BİLGİ ÇAĞI anlayışıdır. Başlayan yepyeni bir çağın doğum sancılarıdır. Bu yeniçağın adı BİYOLOJİK ÇAĞ’ (Katılımcı Yönetim)’ dir. Yani çalışan insan kaynaklarının emir almak yerine inisiyatif almak moduna geçerek işletmelerde yönetime katılması vardır. Herkes elini taşın altına koyuyor bu modelle. Herkes KURUMSAL KİMLİK DAVRANIŞ MODELİYLE hareket ediyor. Adeta herkes sinir yolunda yürüyen bir bilgi haline geliyor.

Zenginleşmenin sırrı

TARIM ÇAĞI’ nda toprak

SANAYİ ÇAĞI’ nda madenler

BİLGİ ÇAĞI’ nda bilgiyse,

Bundan böyle hiç birisi değildir. Çünkü zenginleşmenin sırrı değişmiştir.

BİYOLOJİK ÇAĞ’ da zenginleşmenin sırrı davranışı disipline etmektir.

Bundan böyle dehâsı uyanmış, Kurumsal Kimlik Davranış Modeliyle hareket eden, kişi ve kurumlar zenginleşecektir. Hayatımızın her yönünde yaşamak inanılmaz derecede kolaylaşacaktır. Bütün o eskimiş köhnemiş sistemler artık değişiyor. Birleştirilmiş ve bütünleştirilmiş yepyeni sistemler hayatımızın her yönüne girmeye başladı bile!.. Bu değişime kimse karşı koyamayacaktır.

        Anlayacağınız artık bundan sonra eğitim sisteminde kitapla, defterle, kalemle eğitime son!.. Ekonomide parayla alış – verişe son!.. Yönetimde kişiye hükmeden emreden prosedürlere son!.. Sağlıkta artık tek ilaçla tedaviye son!.. Siyasette özdeşleşmeye son!.. Sosyo-kültürelde akraba evliliğine son!.. Sanatta klasikliğe son!.. Özel teşebbüsü desteklemekle devletin teşebbüsüne son!.. Artık iş dünyasının önündeki engeller kalkacak.

        Partilerin iktidara gelmesi de bu çağlarla alakalıdır.

        İmparatorluk Rejiminin kurulması TARIM ÇAĞI’ nın gereğiydi. Toprak ağaları kölelik sistemiyle halkın emeğini sömürüyordu. Cumhuriyet Rejimi’ nin kurulması Sanayi Çağı’ nın gereğiydi. Bu çağı temsil eden, devlet fabrikaları kuran CHP olmuştur. Yerel yönetimlerin önem kazanması Bilgi Çağı’ nın gereğiydi. Bu anlayışı temsil eden AKP iktidara gelmişti. Ama AKP iktidarı büyük bir hata yaparak, devlet yönetimine Türk usulü Başkanlık Rejimi’ ni getirerek, tüm devlet sorumluluğunu tek bir kişinin omuzlarına yüklemekle, farkında olmadan köhnemiş TARIM ÇAĞI’ nın İmparatorluk Rejimine geçiş yapmıştır. Böylece yönetimde hızlı kararlar alınsa da, kararların uygulamaya geçmesinde, sorunların çözülmesinde çok büyük gecikmeler yaşanıyor. Böylelikle değişimin gerisinde kalınıyor.

        Bundan sonraki çağ

        Biyolojik Çağ olup, insanların bireyselleşmesi ile sorumluluklarının farkında ve mesleğinde liyakat sahibi hale gelmesi önem kazanıyor. Yani her kişinin veya kuruluşun, Kişisel ve Kurumsal Kimlik Davranış Modeli’ ne geçmesidir. Bu anlayışın yönetim biçimi özel teşebbüs’ün liberal ekonomide ortak bir projede teşkilatlanmasıdır. Türkiye’yi işsizlikten kurtaracak olan tek proje : “Çalışan insan kaynaklarının, çalıştığı birimin sahibi ve patronu olmasını sağlayıp, katılımcı yönetimle şirket yönetimini üstlenmesidir“.

        Partiler, toplumun sorunlarına vakıf, çözümü için değişimin öncüsü olmak üzere vardır. Yarınları inşa etmek, geleceği şekillendirmek için partiler kurulur. Değişimin öncüsü olmak için partiler kurulur. Bir partinin ekonomik projesi yoksa insanlara iş – eş -aş sağlayamıyorsa, insanları zengin ve mutlu edemiyorsa, böyle partilerin tek işi kalmıştır: “Sürekli problem üretmek!..“ Böyle partiler de çağa ayak uyduramadıkları için tarihin çöplüğüne katılıyor.


        Ekonomiyi bir arabaya benzetirsek, ekonomik çağları da vites kutusuna benzetebiliriz. İşte metaforumuz :



– TAŞ DEVRİ ÇAĞI: 1.vites,

– TARIM ÇAĞI     : 2.vites,

– SANAYİ ÇAĞI   : 3.vites,

– BİLGİ ÇAĞ: 4.vites,

– BİYOLOJİK ÇAĞ : 5.vites,



Olarak düşündüğümüzde hızlanan zamanın bizlere neden ve nasıl zamansızlık duygusu (zamanım yetmiyor duygusu) yaşattığını anlayabiliriz. Kısır döngülerle uğraşmak yerine devletin amaç kulvarını birleştirmek gerekmiyor mu? Dünyanın G7 LiDER EKONOMİLERİ kulvarında buluşmamız,      o kulvarda maratonda koşmamız gerekmiyor mu?

        Bu kulvarın adı G7’den başka ne olabilir? G7’yi kalbinden vurmanın, G7 ülkelerinden birisi olmanın sırrı nedir? Bu işin sırrı

: “7’den 70’e bütün insanlarımızın KİŞİSEL ve KURUMSAL KİMLİK DAVRANIŞ MODELİYLE hareket etmesini, herkesin kendi sinir yolunda yürüyen bir bilgi haline gelmesini sağlamak“. Dehası uyanmış insanlar birbirini yemek yerine, imkânsızlıklar içinde imkânsızı başarmasını sağlayacak KİŞİSEL ve KURUMSAL KİMLİK DAVRANIŞ MODELİNE odaklanacaktır.



İş hayatında başarısız insan ya da firma yoktur, kendini bilmeyen insan veya firma vardır. ORTAKLAŞA REKABET ve STRATEJİK YÖNETİM modeliyle hareket edenler, kendisini anlayacak ve bilecektir. Kendini bilen insanlar ve şirketler BİYOLOJİK ÇAĞ’ ın da, ekonominin de, pazarın-sektörün de öncüsü ve dâhisidir!



      Yarınlara, geleceğe kendini hazırlamak isteyen herkese sesleniyorum. BİYOLOJİK ÇAĞ’ ın yani geleceğin üniversitesi olan BİYLENYUM ENSTİTÜSÜ projelerimizde yerinizi hemen alınız!.. Ekonomik kriz fırtınalarından korunmak için, ekonomik istikrar için, hayatta kalıp varlığınızı sürdürmek için, değişim BİYÖNDER GEMİMİZE binerek, KURUMSAL KİMLİK DAVRANIŞ MODELİYLE hareket ederek değişimi yakalayın. Çünkü değişim bir ışın hızıyla geçiyor!.. Artık dehâsı uyanmış, hız delisi insanlar ve firmalar zenginleşiyor.



 / BİYÖNDER : ÖMER İKBAL ŞENDİLBENT