BİYLENYUM ENSTİTÜSÜ ‘nün MESAJI :
Geleceği inşa etmek için değişimin öncülüğünü yapmak üzere yola çıktık. Değişim büyük bir hızla sürüyor. Teknolojideki inanılmaz gelişmeler kişisel ve sosyal hayatımızı etkiliyor ve bütün sistemler demode hale geliyor.
Eğitim, sağlık, ekonomi, yönetim, siyaset, sosyo-kültürel, sanat, bilim bütün sistemleri değişiyor. Değişmek de zorunda çünkü rekabet şartları ve koşulları da değişiyor.
Eski sistemlerle teknolojiyi takip etmemiz neredeyse imkânsız. Yepyeni sistemler geliştirmezsek bu değişim bizi de yutacak. Tıpkı geçmiş dönemde TARIM ÇAĞI’ nın öncüsü OSMANLI, SANAYİ ÇAĞI’ nın öncüsü İNGİLTERE, BİLGİ ÇAĞI’ nın öncüsü ABD iken şimdi değişimi yakalayamamanın sıkıntıları yüzünden yoksulluk ve işsizlik bu ülkelerde çığ gibi büyüyor. Mevcut sistemler kişisel ve sosyal sorunları çözemediğinden kimi firmalar ya da ülkeler de tarihten siliniyor. Bugün dünyanın her tarafında eğitim, sağlık, ekonomi, yönetim, siyaset, sosyo-kültürel, sanat, bilim vs. tıkanmalar yaşanıyor. Sorunlar da çığ gibi büyüyor. İşsizlik ve yoksulluk her ülkenin kâbusu olmadı mı?
Bütün karşılaştığımız sorunlar değişimin sancılarıdır aslında!.. Yepyeni bir çağın doğumuna şahitlik ediyoruz. Bu yeniçağın değişim rüzgârlarını yakalayanlar ve öncülük edenler dünyaya hükmedecek. BİYOLOJİK ÇAĞ‘ ın özünü yakalayanlar dünyanın yeni efendisi olacaktır. Zenginleşmenin şartları ve koşulları her çağda değişti.
Tarım çağı’ nda toprak büyüklüğü zenginliğin ölçüsüydü, Sanayi Çağı’ nda fabrikalar kurulması ile paranın miktarı zenginliğin ölçüsü oldu. Bilgi Çağı’ nda bilginin akışı zenginliğin ölçüsü oldu. Bundan sonra zenginliğin ölçüsü ne toprak ne sermaye ne de bilgi olmayacaktır!.. Çünkü zenginleşmenin sırrı yine değişti. Bundan sonra davranışına hâkim olan kişiler ve toplumlar zenginleşecektir. Yani dehası uyanmış insanlar ve kurumlar olacaktır.
Bütün sistemleri yepyeni anlayışlarla donatmak üzere geleceğin enstitüsü BİYLENYUM ENSTİTÜSÜ ‘ nü kurma çalışmaları içindeyiz. Geliştirdiğimiz davranış modeli, kişilerin
ve kurumların dehasını uyandırmak üzere programlanmıştır. Dehanın uyanması, beynimizin kapasite ve performansının arttırılmasına bağlıdır.
Yeni zekâ modeli ile eski tabular yıkılmıştır. Eski tabuya göre IQ MANTIKSAL ZEKÂ doğuştan gelen bir özellik iken yepyeni bir anlayışla, EQ DUYGUSAL ZEKÂNIN her insanın içinde bir deha olarak yattığını ve uyandırılmayı beklediğini biliyoruz artık!.. IQ ile EQ arasında ne fark var? IQ yukarıdan doğru emirle gelirken, EQ ile aşağıdan yukarıya doğru, kişinin içinden değişim isteği çıkarak, çevresini ve dünyayı değişimden dönüşüme götürecek yeni sistemler getiriyor.
Teknolojideki inanılmaz buluşlar için bilim adamlarına çok şeyler borçluyuz ama beynimizi kullanma konusuna gelince o kadar başarılı oldukları söylenemez. Hangimiz dehamızın
farkındayız ve kullanabiliyoruz? Bilgisayarlar için profesyonel yazılımlar geliştiren bilim adamları hala neden “Beynimiz için de profesyonel yazılımlar geliştirmiyor?”
Evet, son zamanlarda beynimizi kullanmakla ilgili gelişmeler var ama henüz gelişme sürecinin başında olduğunu görüyoruz. Emekleme döneminde olan bu alan için araştırma ve geliştirme bütçesi henüz yok!.. Bu işle uğraşan profesyonel danışmanların sayısı maalesef bir insanın parmakları sayısını da geçmiyor. ABD Başkanı “Beyin“ yüzyılını ilan ederken, değişimin yani BİYOLOJİK ÇAĞ’ ın farkındaydı.
Bilgisayar sektöründe çalışan milyonlarca mühendis var. Bilgisayar teknolojisi PENTİUM IV seviyesinde iken, beynin teknolojisi maalesef PENTİUM I seviyesinde. Değişimden bana ne diyorsanız!.. Soruyorum hanginiz bugün dünyadaki teknolojik ve toplumsal gelişmeleri izlemek için yeterli zamanı bulabiliyor? Mesleğinizdeki gelişmeleri bile izlemeye zamanınız yetmiyor öyle değil mi? Takip etmeniz gereken o kadar kişisel ve kurumsal sorunlarınız var ki!.. Ancak takip edemediğiniz için değişimi ve dönüşümü yakalayamadığınızı düşünüyorsunuz. Yeni nesilden yani z kuşağından zamanla nasıl da geri kaldığınızı hissediyorsunuz.
Teknolojik hız ile beyninizin işlem hızı bir terazide dengeyi bulmazsa, teknoloji bir gün başınızı ağrıtacaktır. Tıpkı bugün Akıllı Cep Telefonlarının ebeveynlerin başını ağrıttığı gibi!.. Akıllı Cep Telefonunu kullanamayınca nasıl da strese giriyorlar değil mi?..
İnternet-2 veya web-2 versiyonu ile teknolojinin daha da hızlanacağı söyleniyor. Yine soruyorum teknolojik gelişmelere karşı kendinizi
nasıl güncelleyeceksiniz? Tıpkı bilgisayar kullanamayan büyüklerinize güldüğünüz gibi, bir gün yeni teknolojiyi kullanamadığınızda, neden çocuklarınız da size gülmesin?..
Niçin beynimiz için profesyonel bir yazılıma ihtiyaç duyuluyor? Nasıl ki bilgisayarların bugün geldiği işlem hacmi ve işlem hızını profesyonel yazılımlara borçluyuz ve bu sayede kurumsal iş bitirme verimliliği ve etkinliği geçmiş dönemlere göre arttı. Aynı şekilde beynimiz içinde işlem hacmi ve işlem hızını arttıracak profesyonel yazılımlar yazıldığı takdirde kişisel iş bitirme verimliliği ve etkinliği de artacaktır.
Teknoloji o kadar ilerledi ki; işinizde hem sabit telefonla hem Akıllı Cep Telefonuyla hem bilgisayarla hem İNTERNET ile hem de müşteriyle aynı anda ilgilenmek zorundasınız. Teknolojinin hızına erişemeyince nasıl da strese düşüyorsunuz değil mi?..
Bilgiler ve olaylar o kadar hızlı ve karmaşık akıyor ki yeter artık demiyor musunuz? Siz, her gece baş ağrıları yaşamak zorunda mısınız? İşleri zamanında bitirememenin ve projeleri yetiştirememenin stresini yaşamıyor musunuz?
Çözüm nedir? Günlük sorunlar o kadar hızla üzerimize geliyor ki bunalıyoruz!.. Oysa her sorun birer fırsattır. Sorunları fırsata çevirmek için beyninizi kullanmayı öğrenmeniz gerekir. Beynin 7 işlevi vardır. Doğal olarak ta her işlev ile ilgili beynin bölgesine bilgi çipleri yani yongaları yerleştirmek suretiyle biyonik insan haline geliyorsunuz!.. Nasıl ki maçlar spor teknikleriyle kazanılır, beyninizdeki 7 bilgi çip yani yonga ile sorunlara karşı psiko-sosyal tekniklerle davranmak suretiyle sorunları fırsatlara çeviriyorsunuz.
Beyninizin hafıza kısmına yerleştirilen bir hafıza çipi yani hafıza yongası ile öğrenme hızınız % 1000 artıyor. Böyle bir başarıyı yakalamak için bilgisayarların bu inanılmaz başarı sırrını çözmemiz, beyninizi bir bilgisayar gibi kullanmanızı sağlayacaktır.
Bilgisayarların bir işletim sistemi vardır. O da,
0-1 ikili sistemdir. Bu sistemin çalışması için de bir yazılıma ihtiyaç vardır. Bütün bilgiler, bilgisayarın belleğinde 0 ve 1 ‘ den oluşan sayılara dönüşür. Çip’ lerde ya da CD’ lerde kopyalanan bilgiler aslında 0 ve 1 rakamlarından başka bir şey değildir. Ancak yazılım programı olmadan bu sayılar bilgilere yani harflere ve resimlere dönüşemez.
Yazılım olmadan bilgisayarlar hiçbir işe yaramaz. Yazılımlar bilgisayarın belleğindeki bütün sayıları değiştirerek, ekranda size resimli ansiklopedik bilgi olarak görünür.
Bu sayede 0 ve 1 bilgileri, ya resim olarak ya da yazı olarak okuruz.
Aynı şekilde beyinde de bir işletim sistemi vardır. Ancak insan beyni sayılardan anlamaz ve nefret eder. Beynin hafıza sistemi ikili değil 10′ lu sisteme göre işler. Bu sistemin çalışması için de bir yazılıma ihtiyaç vardır. Ne yani bizim beynimiz işlemiyor mu diye sorar gibisiniz! İlk bilgisayar ile bugünün bilgisayarı arasında nasıl bir fark var ise, beyinle ilgili profesyonel yazılımlar sayesinde 50 yıl sonra torunlarınızın beyin gücü sizlerden kat kat daha fazla olacaktır. Bir yabancı dili belki de 30 günde öğrenebilecek duruma gelecektir. Bir hayal mi? Belki de bir hedef!..
Hızlı öğrenmek hayatınıza ne katacak? Elbette ki üretme hızı katacak. EDİSON bir buluş yapmaya karar vermeden önce, o konuyla alakalı dünyada
ne kadar bilgi varsa topluyor, bilim adamlarının bu alanda neler neler yaptığını biliyordu. Asla tekerleği yeniden icat etmiyor, aslında yarım kalan bir buluşu tamamlıyordu. İşte bu farklılığı
onu büyük deha sahibi yaptı. 10.000’ lerce buluşa imza attı. Ya biz bu güne kadar ne icat ettik? Kendinize karşı dürüst olun. Hiç, değil mi?..
İnternet-2 versiyonu yani sürümü ile bilgi, daha hızlı akar hale gelecek ve bilgileri takip etmeniz daha da zorlaşacaktır. İşte bu yüzden beyninizi keşfederek kullandığınız tekniklerle (Matris Hafıza Tekniğiyle), hızlı öğrenme ve hızlı uygulama becerisi edineceksiniz. Bu beceri ile bilginin ve teknolojinin akış hızını kontrol etme imkânı kazanacaksınız.
Okul hayatında geçirdiğiniz 20 yıllık tembel bir hayat yerine, beyin geliştirme teknikleri sayesinde zamanınız, 20 yıllık iş tecrübesi haline dönüşecektir Size tembel bilgi lazım değildir. Size lazım olan tembel bilgiyi, çalışan bilgi haline getirmeyi öğrenmektir. Bir tekniği en hızlı nasıl öğrenirsiniz sorusu, çalışan bilginin cevabını verir. Beyninizdeki çipler, sizi biyonik insan hale getirecektir. Gün gelecek 30 gün içinde bir yabancı dil öğreneceksiniz. İşte bu, büyük bir hedeftir ki bizi gecemizi gündüzümüze katıyor!..
Bilgisayarın MİCROSOFT’ u BİLL GATES ise, beynin MİCROSOFT’ u kim olacaktır? ” Beyin Geliştirme Teknikleri “ ile beynin işletim sistemini çalıştırmak için profesyonel
yazılımları kim geliştirecektir? Eğitim ve öğretim sürelerini % 90 düşürecek projeleri kim hazırlayacaktır?
30 günde İNGİLİZCE ve 30 günde BİLGİSAYAR OPERATÖRLÜĞÜ projeleri üstünde titizlikle kim duruyor? Beynin kapasite ve performansını yükselterek dünya çapında deha sahibi insanlar yetiştirmek amacıyla kim akademik çalışmalar yapıyor?
Kurumları ve işletmeleri
Biyolojik Çağ’a hazırlamak için vizyon, misyon, strateji ve kültür alanında çalışmalar yapıyor ve KURUMSAL KİMLİK DAVRANIŞ MODELİYLE kurumları ve şirketleri, geleceğe taşıyarak Biyolojik Çağ’ a hazırlıyoruz. Çünkü rekabet koşulları değişti ve tamamen örgütsel davranışa odaklandı. Kişisel ve Kurumsal davranışına hâkim olan kişi ve toplumlar dünyanın yeni efendileri olacaktır.
Bize göre yönetim sistemindeki hiyerarşik yapı ile firmaların iş hayatında ayakta kalması artık mümkün görünmüyor. Maliyetleri düşürmede yeni bir bakış açısı getirerek işletmelerin ve kurumların en değerli kaynağı olan işletme zamanı kavramını “İnsan Kaynakları Harekâtı Projesi“ ile işletmelerinizde bir devrim yapmaya hazırlanıyoruz. Patronluktan çıkıp birer yatırımcı haline dönüşeceksiniz. Sürekli yeni iş yerleri açacaksınız. Çünkü İnsan kaynakları ile ilgili hiçbir sorununuz kalmayacak bu proje ile. Çünkü çalışan insan kaynaklarınız, sorun odaklı değil çözüm odaklı olarak çalışacaktır.
Biyolojik Çağ’ın en önemli kaynağı işletme zamanı artık işletme sermayesinin yerini alıyor. İşletme zamanı, “sıfır hata ve sıfır zaman“ anlayışı ile iş hayatına yepyeni bir insan kaynakları modeli sunuyor. Örümcek ağı modeli ile İşletme maliyetlerini düşürmek için katılımcı yönetim ile İnsan kaynakları faaliyetlerine, yeni bir bakış tarzı getiriyor.
Artık asıl sermayeniz, işletmenizdeki insan kaynaklarınızın, gün içindeki mesai zamanını dopdolu geçirmesidir. Bazı günler satışlar düşerken, bazı günlerde satışların artmasını planlayamayan firmalar, insan kaynakları bölümünde mecburen şişirirmiş elemanlar çalıştırıyor. Lüzumsuz günlerde bu elemanlar da lüzumsuzlaşmıyor mu? Bu lüzumsuz günler maliyetlerinizi şişirmiyor mu? Bu sorununuzu acaba nasıl bir proje çözebilir hiç düşündünüz mü? Biz düşündük! “İnsan Kaynakları Harekâtı“ projesi.
Geleceğe kendini hazırlamak isteyen herkese sesleniyorum. BİYOLOJİK ÇAĞ‘ da yerinizi hemen alın!.. Geleceğe kök salmak istiyorsanız İnsan Kaynakları Kişisel Gelişim ve Örgütsel Davranış Modeli ile Biyolojik Çağ’ın anlayışına göre kendinizi ve örgütünüzü yenileyin. BİYLENYUM ENSTİTÜSÜ danışmanlık ve eğitim seminerlerimize katılın. Çünkü
değişim bir ışın hızıyla geçiyor!.. Yavaş olanları ise, G-7 LİDER EKONOMİLER tarafından ışınlanarak yok ediliyor. Değişimin ve dönüşümün öncüsü Hız delisi olanlar ise G-7 LİDER EKONOMİLER arasına katılarak zenginliği ve mutluluğu yakalıyor!..
/ BİYÖNDER : ÖMER İKBAL ŞENDİLBENT